|
Eski
rolleri ve filmlerinden dolayı Kill Bill’in yıldızı Uma Thurman, hız ve güç
kavramlarını uluslararası ortamda insanların zihninde en iyi temsil eden aktrist.
Fakat bu filmde Uma’nın hızı ve “gücü kontolsüz” olunca hiçbir anlam ifade
etmeyecek. PZero lastikleri ile donatılmış müthiş bir Lamborghini Gallardo
kullanan Uma Thurman, birden bire ortaya çıkan ve görünürde belli bir sebep
yokken Thurman’ı öldürmeye çalışan gizemli suikastçılardan kaçmak için Los
Angeles sokaklarında hız yapacak.
Kathryn Bigelow’un yönettiği, konuk oyuncusu Uma Thurman olan filmin
çekimleri on gün sürerken Los Angeles’taki yapım aşaması üç ay sürdü
New York, 30 Ocak 2007 – Başarılı ilk yayından sonra yeni Pirelli kısa filmi
“Mission Zero”da Uma Thurman oynuyor, filmin yönetmeni ise Strange Days (Tuhaf
Günler) ve Point Break (Kırılma Noktası) filmleriyle ün kazanan Kathryn Bigelow.
Pirelli, markasını ve faaliyetlerini tanıtmak amacıyla çekilen yeni kısa filmini
yayınlamak için bir kez daha interneti seçti.
Film, insanın tüylerini ürperten kovalamaca sahneleri üzerine inşa edilmiş.
Ancak, zekice hazırlanmış olan olay örgüsünün son sahnesinde, ünlü yıldızın
başına gelen açıklanamayan bir dizi olayın çözümü ortaya çıkacak. Yönetmen
Kathryn Bigelow, senaryonun gerçekçi bir yorumunu ortaya koyuyor ve hareket dolu
sahnelere duygusal ve psikolojik gerilim katıyor.
Film, sinema sanayisinin merkezi Hollywood’un bütün olanaklarından yararlanarak
Los Angeles’ta uluslararası üne sahip yetenekli sanatçılarla çekildi. Görüntü
yönetmeni Janusz Kaminski’den (Er Ryan’ı Kurtarmak ve Schindler’in Listesi ile
Oscar kazandı) silah sorumlularına ve yapım sonrası ekibine kadar herkes, en iyi
aksiyon karelerinin tüm özelliklerini taşıyan bu kısa filmin başarısına katkıda
bulundu. Sonuç, Hollywood’un sunabileceği en iyi özellikleri sadece 10 dakikaya
sığdırmış iyi bir film.
Geçen yıl, internet ortamını dağıtım kanalı olarak seçmek harika bir fikir oldu.
Yaygın kullanımı sayesinde, sadece bir iki ayda film küresel bir boyuta ulaştı,
216 ülke ve bağımsız bölgelere erişim sağladı.
Avrupa ve Güney Amerika’dan yüksek erişim rakamlarına ulaşılırken, Komor Adaları
ve Fiji gibi uzak yerlerden de bağlantı kuran sinema tutkunları ve sanal alemde
sörf yapanlar oldu. Hatta bir yıldan kısa bir süre içinde film, buzlarla kaplı
Antartika’da bile 5 milyon’dan fazla bilgisayar ekranına yansımış. (Toplam
internet geniş bant nüfusunun % 1,1’ine eşit– Kaynak: Internet World Stats ve
Nielsen Net Ratings).
Bu yıl da proje hakkında çok konuşuluyor ayrıca insanlar yeni senaryo ve
fikirler sunmak konusunda teşvik ediliyor.
Olay Örgüsü
Sessiz, sakin ve güneşli bir Los Angeles sabahında Uma evden çıkıp yeni Pirelli
Pzero lastikleri takılmış muhteşem Lamborghini Gallardo’su ile bir iki tur
atmaya gidiyor...
Bir çocuk Thurman’a su tapancasıyla ateş ediyor. Masum bir şaka gibi gözüküyor
ancak bu, 8 dakika sürecek tehlikeli bir oyunun başlangıcından başka bir şey
değil.
İki tehlikeli adam Thurman’a yaklaşır, onu kovalamaya ve ateş etmeye başlar.
Uma, hareketli bir hedef haline gelir. Korku içinde, bir fast-food restoranına
girip saklanmak ister, ancak hayatını bir kez daha riske atar. Patlamalar,
tuzaklar ve benzer pekçok beklenmedik olaylar adrenalin seviyesini yükselten bir
gerilimle tırmanışa geçer. Uma acı çeker, kendisini tehlikeye atar, fakat
otomobil kullanmadaki becerisi sayesinde başındaki beladan kurtulur. Oyun
zorlaşmaya başladığında Uma eğlenmeye başlar... Gerilim artıyor, fakat aynı
zamanda Uma’nın tepki verme yeteneği de artıyor. Birden, Uma hızlı bir hareketle
mermiden kurtulduktan sonra oyun biter. Gerçek mi yoksa bu bir hayal ürünü mü?
***
UMA THURMAN
Uma Thurman, çeşitli zor karakterleri oynayarak en yetenekli ve çok yönlü genç
aktristlerden biri olduğunu kanıtlamış bulunuyor. Bir psikolog anne ile
üniversite hocası bir babanın kızı olan Thurman, Amherst (Massachusetts) ve
Woodstock (New York) şehrinde büyüdü. New England’da bir hazırlık okuluna gitti,
burada 15 yaşındayken New York ajansları tarafından keşfedildi. 16 yaşında
transfer edildi.
Thurman, Anthony Michael Hall’le birlikte rol aldığı Johnny Be Good ile büyük
filmler sahnesine adım attı. Thurman’a uluslararası ün kazandıran film, tanrıça
Venüs rolünü üstlendiği, Terry Gillian’ın 1988 yapımlı fantezi tarzındaki “The
Adventures of Baron Munchausen/Baron Munchausen’in Maceraları” oldu. Stephen
Frears’ın 1988 yapımlı “Dangerous Liaisons” adlı yapıtında ünlü aktör John
Malkovich tarafından baştan çıkarılan 18. yüzyıl manastır bakiresi portresi,
çarpıcı ve çok yönlü bir aktrist olan Thurman’a eleştirmenlerin övgüsünü
getirdi. Ertesi yıl Fred Ward ve Maria de Medeiros’la birlikte rol aldığı,
Philip Kaufman yapımı Henry & June filminde Henry Miller’ın nevrotik ve eşcinsel
karısını canlandırdı. Daha sonra, 1990 yılında John Boorman’ın yönettiği Where
The Heart Is adlı komedide Dabney Coleman’ın üç şımarık çocuğundan biri olan
Daphne McBain rolüyle sinemaseverlerin karşısına çıktı. 1991 yılında ise Phil
Joanou’nun gerilim tarzındaki Final Analysis filminde Richard Gere ve Kim
Bassinger’la birlikte kamera karşısına geçerek, Diana Baylor adındaki bir
psikoterapi hastasını canlandırdı.
Bunun ardından, John Malkovich’le Jennifer Eight adlı gerilim filminde bir kez
daha bir araya gelerek Andy Garcia’nın kör kız arkadaşı Helena rolünü üstlendi.
1993 yılında John McNaughton’un yönettiği Mad Dog and Glory filminde Bill
Murray’in hayatını kurtarmak için Robert de Niro’nun hizmetine giren Glory
isimli bir barmaid rolünü canlandırmaktaydı. Aktristin belki de bugüne kadarki
en egzantrik filmi ise, yine aynı yıl çekilen Gus Van Sant yapımı “Even Cowgirls
Get The Blues” oldu. Thurman filmde sinemaseverlerin karşısına otostopçu
biseksüel hippi “Sissy Hankshaw” karakteriyle çıkmıştı.
1996 yılında Quentin Tarantino’nun büyük yankı uyandıran Pulp Fiction / Ucuz
Roman’ındaki rolüyle Oscar’a aday gösterilen sanatçı, filmde komik bir mafya
babasının seksi sevgilisi Mia Wallace’ı canlandırmaktaydı. Aynı yıl Vanessa
Redgrave’le birlikte romantik bir çalışma olan A Month By The Lake filminde rol
aldı. Thurman, aynı yıl Ted Demme’in yönettiği Beautiful Girls filminde rol
aldı. Sonraki yıl, Ethan Hawke ile Gattacca, The Truth About Cats And Dogs,
Batman & Robin’de, Liam Neeson ile Les Miserables (Sefiller) ve The Avengers
filmlerinde yer aldı. 1999 yılının baharında, New York Classic Stage Company’de
Moliére’in The Misanthrope’unun modern uyarlamasıyla ilk tiyatro çıkışını yaptı.
Thurman’ın son filmleri arasında, Woody Allen’ın Sweet and Lowdown isimli
filminde Sean Penn ve Samantha Morton’la birlikte rol aldı. Gerard Depardieu ve
Tim Roth ile Vatel; Nick Nolte, Angelica Huston ve Jeremy Northam ile The Golden
Bowl ve Ethan Hawke ve Robert Sean Leonard ile oynadığı Tape yer alıyor.
Tape’deki rolü ile Independent Spirit Award “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”
ödülüne aday gösterildi. Thurman ayrıca Quantin Tarantino’nun yönetmenliğini
üstlendiği kanlı aksiyon filmi Kill Bill’de ve John Woo’nun Paycheck
(Hesaplaşma) adlı polisiye filminde oynadı. Uma ayrıca Juliette Lewis ve Gena
Rowlands ile kendisinin de yapımında yer aldığı HBO filmi Hysterical
Blindness’da rol aldı. Debby Miller karakteriyle 2003 Altın Küre En İyi Kadın
Oyuncu ödülünü aldı ve SAG Ödülüne aday gösterildi.
Uma, Quention Tarantino’nun imzasını taşıyan iki bölümlük kanlı Kill Bill:
Volume 1 ve Kill Bill: Volume 2 filmlerinde oynadı. Bu rolüyle Altın Küre’ye
aday gösterildi. Ayrıca John Travolta ile Get Shorty filminin devamı olan Be
Cool filminde rol aldı. Geçen sene Uma, Meryl Streep ile Prime filminde oynadı.
Mel Brooks’un büyük övgü kazanan filmi The Producers’da Nathan Lane ve Matthew
Broderick ile kamera karşısına geçti. En son olarak Uma, Luke Wilson ile My
Super Ex-Girlfriend filminde başrolleri paylaştı. Uma şu sıralar rol alıp
yöneteceği The Accidental Husband adlı filmin çekimleriyle meşgul.
KATHRYN BIGELOW
Kuzey California doğumlu olan Kathryn Bigelow, sanat hayatına ressam olarak
başladı. Whitney Museum Bağımsız Çalışma Programı’nı kazanmadan önce San
Francisco Sanat Enstitüsü’nde çalışıyordu. Kariyerinin ilk dönemlerinde Robert
Rauschenberg, Susan Sontag, ve “Art & Language” adındaki İngiliz
koleksiyonlarına benzer örnekler verdi. Deneysel sanatlarda uzmanlaşmış olan
Vito Acconci’nin asistanlığını yaptığı dönemde, sanatçının eserleri için kısa
filmler çekti. Daha sonra Columbia Universitesi’nde “Film Studies” bölümüne
girerek üniversite hayatına başladı.
Başrolünde Willem Dafoe’nun oynadığı ve bisikletçilerin hikayesinin anlatıldığı
The Loveless’ı yöneten Kathryn Bigelow, daha sonra Bill Paxton’un oynadığı
farklı bir atmosfere sahip stil sahibi bir vampir hikayesi Near Dark’ı çekti.
Daha sonra psikolojik polisiye filmi olan Blue Steel (Soğuk Çelik)’in
senaryosunu ortaklaşa yazdı. Yönetmenliğini Bigelow’un üstleneceği projenin
yapımını gerçekleştirecek olan Ed Pressman ve Oliver Stone’un dikkatlerini
çekti. Hırsız-Polis oyunu içinde bir psikopat seri katil olayına karışan çaylak
polisi konu alan filmde Jamie Lee Curtis, Ron Silver ve Tom Sizemore rol
alıyordu.
Bunu takip eden Point Break (Kırılma Noktası) büyük bir gişe başarısı yakaladı.
Güzel bir koreografi ile beyaz perdeye yansıtılan sörf ve aksiyon sahneleriyle
övgü kazanan film, yeni ünlenen Keanu Reeves’in yıldızlık konumuna hızla
ulaşmasına yardımcı oldu. Çünkü bir dizi banka soygunundan sorumlu tutulan
sörfçü gangsterlerin arasına sızması gereken bir FBI ajansı hikayesinde Patrick
Swayze ve Gary Busey ile beraber oynadı.
Bigelow daha sonra, Strange Days (Tuhaf Günler) filminde Ralph Fiennes, Angela
Bassett, Juliette Lewis ve Vincent D’Onofrio’nun yönetmenliğini de yaptı. Bu
filmde, Los Angeles’ta polisler arasındaki bir komployu şans eseri açığa çıkaran
bir sokak dolandırıcısına dönen eski bir polisin hikayesi anlatılıyordu.
Sonraki filmi The Weight of Water’da (Suyun Ağırlığı) Jean adlı çağdaş bir
gazeteci ve onun Pulitzer Ödülü sahibi yazar kocasının, 1873 yılında New
England’da bulunan uzak bir adada gerçekleşen korkunç ve merak uyandıran bir
cinayeti araştırması konu ediliyor. Oscar Ödüllü Sean Penn’in yanı sıra
Elizabeth Hurley, Sarah Polley, Catherine McCormack ve Josh Lucas filmin
yıldızları arasında.
Bigelow’un son filmi Rusya’nın talihsiz ilk nükleer balistik denizaltısının
çıktığı ilk yolculuğu anlatıyor: K-19: The Widowmaker (K-19: Tehlikeli Saatler).
Film, nükleer savaşın başlamasına yol açabilecek Çernobil benzeri bir felaketi
önlemek için çabalayan kahraman mürettebatı konu alıyor. Başrollerde Harrison
Ford, Liam Neeson ve Peter Sarsgaard bulunuyor.
Bigelow şu an iki yapımla ilgilenmekte: Yönetmenliğini kendisinin üstleneceği ve
henüz ismi konmamış bir Irak Savaşı projesinin senaryosunu yazıyor. Filmin
konusu herkesin potansiyel birer düşman olduğu şehrin yönlendirilmeye
çalışıldığı ortamda bir bomba imha birimini kapsıyor. İkinci proje ise Erik
Larson’ın en çok satan romanı The Devil in the White City’nin uyarlaması. Burada
ise konu, 1893 Chicago Dünya Fuarı’nın yapımı sırasında yaşanan bir seri katil
hikayesi.
Film çalışmalarının yanı sıra, Bigelow televizyonda da boy gösterdi. Çalışmaları
arasında Homicide: Life on the Streets, Karen Sisco, ve mini dizi Wild Palm yer
alıyor.
Ayrıca Bailey’s, Hummer, Budweiser, Ford, vb. markaların reklam filmlerinin de
yönetmenliğini üstlendi. Bigelow, son olarak Pirelli lastikleri adına Uma
Thurman’ın rol aldığı bir marka filmini tamamladı.
|